Mehmet Uygar Keleş

Mehmet Uygar Keleş

26 Mart 2025 Çarşamba

    ŞEHİTLERİMİZİN RUHU SIZLARKEN

    ŞEHİTLERİMİZİN RUHU SIZLARKEN
    1

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Her yıl 18 Mart’ta Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi anmak için bir araya geliriz. O gün, bağımsızlık aşkımızı, vatan sevgimizi, birlik ve beraberlik ruhumuzu en derinden hissettiğimiz müstesna bir andır. Ancak ne gariptir ki bu yıl, şehitlerimizi anarken milletin yüreğini dağlayan, hatta şehitlerimizin kemiklerini bile sızlatacak bir tartışma gündeme oturdu: Terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” tanıma düşüncesi ve ona terörü bitirmesi için çağrıda bulunma garabeti.

    Yıllardır binlerce masumun kanına giren, anaları ağlatan, bebek katili olarak anılan bir terörist için “umut hakkı” öneriliyor. Üstelik bu öneriyi ortaya atanlar, vatan sevgisinden dem vuran, milli birlik ve beraberlik nutukları atan siyasetçiler! Bir yanda evladının mezar taşına sarılıp ağıt yakan şehit anneleri, diğer yanda teröristbaşına umut hakkı tanınmasını tartışan “büyük strateji ustaları.”

    Bunu duyunca insan şunu sormadan edemiyor: “Bu vatanı savunurken toprağa düşen binlerce şehidimizin umudu ne olacak?” Onların hayalleri, umutları, yaşam hakları ellerinden alındı. Birisi çıkıp onlara “Özür dileriz, size de umut hakkı tanıyacaktık ama yetişemedik” mi diyecek?

    Bu akıl almaz öneri karşısında en büyük tepkiyi elbette şehit aileleri gösterdi. Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimler Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Önder Çelik, konuyla ilgili çok net bir açıklama yaptı:

    “Terör elebaşına umut hakkı verilmesini tasvip etmiyor, yapılan bu çağrıyı şiddetle ve nefretle kınıyoruz.”

    Bu tepki bile aslında durumu özetliyor. Terörle mücadelede canlarını veren yiğitlerin ardından kalan aileler, bu öneriyi sadece bir siyasi gaf olarak değil, düpedüz bir ihanet olarak görüyor. Şehit Aileleri Derneği ise bu önerinin şehitlerin hatırasına açık bir saygısızlık olduğunu vurguluyor. Açıkçası bu noktada bir de şunu sormak lazım: “Şehit ailelerinin yüreği daha ne kadar dağlanabilir?”

    Türkiye Cumhuriyeti yıllardır terörle mücadelede kararlı bir duruş sergiledi. Güvenlik güçlerinin kahramanca mücadelesiyle PKK, tarihinin en büyük çöküşünü yaşadı. Ancak şimdi, tam da terörle mücadelede büyük kazanımlar elde edilmişken, birileri çıkıp “Acaba teröristbaşına umut hakkı tanısak mı?” diyebiliyor.

    Yani düşünebiliyor musunuz, yıllarca dağlarda operasyon yaparak terörist avlayan Mehmetçik, bugün o örgütün liderine “umut” tanınmasını tartışıyor!

    Bu noktada, hukukun üstünlüğü ilkesini hatırlatmakta fayda var. Türk ceza hukuku, terör örgütü kuran ve yöneten kişilere en ağır cezaları öngörüyor. Ancak belli ki bazıları hukuku da bir kenara bırakıp teröristbaşını bir barış elçisi gibi lanse etmek istiyor. Hukuk, teröriste terörist muamelesi yaparken, siyasetin onu bir “barış aktörü” gibi sunması hangi adalet anlayışıyla bağdaşıyor?

    Şehit Aileleri Federasyonu Başkanı Hamit Köse’nin açıklaması, konunun ciddiyetini ortaya koyuyor:

    “Sözde milliyetçi olarak geçinen Devlet Bahçeli’nin açıklaması bardağı taşıran son damla olmuştur. Örgütün başında yıllardır olmayan bir adamın sözü geçecek mi? Türkiye’yi bu hale getirenler utansın. Türkiye’de Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır. Kürt-Türk zaten kardeş. Misak-ı Milli sınırlarında yaşayan herkes Türk’tür.”

    Burada altı çizilmesi gereken bir nokta var: Kimse Kürt halkıyla terörü bir tutmasın. Kürtler ve Türkler yüzyıllardır bu topraklarda kardeşçe yaşadı. Sorun, bir halkın hakları değil, bir terör örgütünün kanlı eylemleridir.

    Şehitlerin aziz hatırasına sahip çıkmak, her vatan evladının boynunun borcudur. Teröristbaşına umut hakkı tanıma düşüncesi, yalnızca şehit ailelerini değil, tüm milleti derinden yaralıyor.

    Peki ya şimdi ne olacak? Bu tartışmalarla birlikte, ilerleyen günlerde kim bilir daha neler duyacağız? Belki de birileri çıkıp “Bebek katili Öcalan’a yılın insan hakları ödülünü verelim” diyecek! Veya “Kandil’e turistik gezi düzenleyelim, hatıra fotoğrafı çektirelim” önerisi gelecek!

    Ama unutulmasın, bu millet hafızasız değildir! Aynı masallar zaten 1999 yılında bizlere anlatılmadı mı? Şehitlerimizin aziz hatırası üzerinden yapılan bu oyunları asla unutmayacaktır.

    Ve son olarak…

    Şehitler ölmez, vatan bölünmez! Ancak bazıları, siyasi çıkar uğruna vatanı bölmek için ellerinden geleni yapar. Ama unutmasınlar: Vatanı için can verenlerin ruhu, bu kirli oyunları bozacak kadar güçlüdür!