01 Nisan 2025 Salı
Hayat yolunda pek çok insanla karşılaşırız. Bazıları bize kendimizi iyi hissettirir, ama bazıları çok daha fazlasını yapar –bizi adeta bir prens ya da prenses gibi hissettirir–. İşte o insanlar hayatımıza girdiklerinde, onlara güvenmekten çekinmeyiz. Hem de ölümüne güveniriz. Onlarla bir yola çıkar, en saf duygularımızla bağlanırız. Sevdiğimiz insan için her şeyi yaparız. Onun için saçımızı süpürge eder, hayatımızdaki birçok şeyi değiştiririz. Onu korur, kollar, kimseye laf söyletmeyiz. O bizi sevdiğini, değer verdiğini hissettirdiği için biz de onu aynı şekilde sahipleniriz.
Ancak gün gelir, hiç ummadığımız yerden bir darbe alabiliriz. Önce inanmak istemeyiz. En çok da kalbimiz kırılır, zaten her zaman en büyük hayal kırıklıkları en derin sevgilerden doğmaz mı? Gerçekten sevdiğiniz, size değerli olduğunuzu en çok hissettiren o kişi, bir gün gelir ve sizi en değersiz hissettiren kişi olabilir. Ona duyduğunuz güven ve sevgi nedeniyle, uğradığınız hayal kırıklığı ise başka hiçbir acıya benzemezken, zamanla aslında kullanılmakta olduğunuzu fark edersiniz. Yaşadığımız bazı olaylar, haksız yere suçlanmaların ardından içimizi kemiren şüpheler, arkamızdan dönen oyunlara şahit oluşlar başlar ve tüm bunlar bir gerçeği gün yüzüne çıkarır: Biz saf bir sevgiyle bağlanmışken, karşımızdaki kişi belki de bu oyunu sadece kendi çıkarları için oynamaktadır.
Ve işte o zaman asıl kırılma yaşanır. Sevdiğiniz insanın sizi gerçekten sevmediğini, sadece kendi egosunu beslediğini anlamak, ruhunuzu paramparça eder. İçinizde ne varsa dökülür, erir, tükenirsiniz. Ama yine de bir gün bile pişman olmazsınız. Çünkü siz, gerçekten sevmişsinizdir. Seviyormuş gibi yapan, sevgiyi bir oyun sanan kişi ise aslında uzun vadede kaybedendir. Gerçek sevgi, koşulsuz ve yürekten olandır. Gerçek sevgi; karşılık beklemeyen, hesap yapmayan, olduğu gibi hissedilen bir duygudur. İşte bu yüzden, sevginin kıymetini bilenler her zaman kazanan olur. Sevgiyi bir oyun gibi görenler ise er ya da geç, bu oyunun içinde kaybolmaya mahkûmdur.
Her ne kadar bu tür hayal kırıklıkları ruhumuzu derinden sarssa da, aslında bize çok önemli bir ders verir. O da; sevgiyi gerçekten hak eden insanlara vermemiz gerektiğidir. Kalbimizi her önümüze çıkana açmak yerine, onun değerini bilenleri hayatımıza almalıyız. Bunu anlamak için de hislerinize ve tecrübelerinize güvenmeli, en ufak bir şüphe bile varsa yalnız kalmayı seçmelisiniz. Gerçek sevgiyi hak etmediğini düşündüğünüz an, bırakın gitsinler. Çünkü gerçek sevgi, iki tarafın da birbirini aynı saflıkta hissetmesiyle anlam kazanır. Birini sevmek, sadece onun yanında olmak değil, onun mutluluğunu da içtenlikle istemektir.
Siz sevgiye oyun gibi yaklaşan insanlar, er ya da geç maskelerinizin düşeceğini ve gerçek yalnızlığın, sahte sevgiler içinde kaybolmak olduğunu fark edeceksiniz. Biz gerçekten sevenler ise sevmenin, incinsek bile pişmanlık duymayacak kadar güzel bir şey olduğunu bilerek yolumuza devam edeceğiz. Hepimizin yolu açık olsun.
Banu Balat