Pir Sultan Abdal Kültür Derneği: Gerçek barış, refah ve özgürlükler ancak demokratikleşmiş ve laikliği kurumsallaşmış Cumhuriyet’le sağlanabilir
  • Tercüman Gazetesi
  • Politika
  • Pir Sultan Abdal Kültür Derneği: Gerçek barış, refah ve özgürlükler ancak demokratikleşmiş ve laikliği kurumsallaşmış Cumhuriyet’le sağlanabilir

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği: Gerçek barış, refah ve özgürlükler ancak demokratikleşmiş ve laikliği kurumsallaşmış Cumhuriyet’le sağlanabilir

ABONE OL
3 Kasım 2025 05:59
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği: Gerçek barış, refah ve özgürlükler ancak demokratikleşmiş ve laikliği kurumsallaşmış Cumhuriyet’le sağlanabilir
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevilerin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana laiklik ve demokrasi mücadelesinde Cumhuriyet’ten yana olduklarını, ancak buna rağmen taleplerinin karşılanmadığını belirterek, “Biz ikinci yüzyılda laik ve demokratik Cumhuriyet’i bütün halklarla, bütün ötekilerle birlikte yeniden inşa etmek gerektiğini düşünüyoruz. Gerçek barış, refah ve özgürlükler ancak demokratikleşmiş ve laikliği kurumsallaşmış bir Cumhuriyet’le sağlanabilir. Aksi takdirde Aleviler yine asimilasyon ve zulüm politikalarına maruz kalacaklar. Biz böyle bir rejime taraf olmayız. Cumhuriyet’in laik ve demokratik biçimiyle yeniden kurulması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

Erçe, Alevilerin yaşadığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde Alevilerin Cumhuriyet’i desteklediğini vurgulayan Erçe, şöyle konuştu:

“Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzyıllar süren zulmü altında kalan Aleviler, Cumhuriyet’in kuruluş aşamalarında Cumhuriyet’ten yana yer aldılar. Mustafa Kemal’in Samsun dönüşü Hacı Bektaş’a uğrayarak dönemin postnişini Cemalettin Efendi ile görüşmeler yaptığını, her türlü desteği Cemalettin Efendi’nin sunduğunu biliyoruz.

Aleviler, Cumhuriyet’e her şeyi verdiler ama Cumhuriyet’ten her şeyi alamadılar. 1925’te tekke ve zaviyelerin kapatılması yasasıyla birçok dergâhını, ibadethanesini kaybettiler. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulmasıyla başlayan asimilasyon süreçleri, zorunlu din dersleri ve katliamlarla devam etti.”

Erçe, Cumhuriyet’in zamanla demokratik niteliklerini kaybettiğini ifade ederek, şunları söyledi:

“Beklediğimiz demokratik ve laik Cumhuriyet mertebesine ulaşılamadı. Özellikle son yirmi yılda var olan değerlerini de kaybeden, kurumlarını yitiren, her geçen gün daha otoriter ve gerici bir yapıya bürünen bir Cumhuriyet ortaya çıktı. Cumhuriyet niteliklerini kaybetti. İkinci yüzyıl içerisinde Cumhuriyet’i demokrasiyle buluşturmak gibi bir görevimiz var. Cumhuriyet demokrasiyle taçlandırılmazsa otokrasiye giden, tek adam rejimine dönüşen bir hâl alacak. Yüz yıl sonra yeniden saraya dönen bir rejim haline geldi.”

Erçe, Alevilerin ikinci yüzyıl hedefinin laik ve demokratik bir Cumhuriyetin yeniden inşası olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Biz ikinci yüzyılda laik ve demokratik Cumhuriyet’i bütün halklarla, bütün ötekilerle birlikte yeniden inşa etmek gerektiğini düşünüyoruz. Gerçek barış, refah ve özgürlükler ancak demokratikleşmiş ve laikliği kurumsallaşmış bir Cumhuriyet’le sağlanabilir. Aksi takdirde Aleviler yine asimilasyon ve zulüm politikalarına maruz kalacaklar. Biz böyle bir rejime taraf olmayız. Cumhuriyet’in laik ve demokratik biçimiyle yeniden kurulması gerektiğine inanıyoruz.”

Geçmişteki “Alevi açılımı” süreçlerinin sonuçsuz kaldığını hatırlatan Erçe, “Zihinsel bir değişim yaşanmadan bu tür çalıştaylarla bir sorunun çözülmesi mümkün değil. 2009-2010’daki açılım dönemlerinde haklarımızdan çok şey kaybettik. O dönem haftada iki saat olan zorunlu din dersi bugün neredeyse on altı saate çıktı. Eğitim tamamen dinselleştirildi.

Aleviliği tarif etmekle, bir kalıba sokmakla uğraşıyorlar. Biz tarif edilmek istemiyoruz, tanınmak istiyoruz. Aleviliği bir inanç olarak kabul etmeden hiçbir açılım olmaz. Tarihle yüzleşmeden yeni bir tarih yazılamaz. Madımak, Gazi, Malatya, Çorum’la yüzleşmeyen bir anlayışın demokratikleşme şansı yok.”

Erçe, taleplerinin “açılım” süreçlerinde dikkate alınmadığını belirterek, şunları söyledi:

“Sivas Madımak Oteli’nin ‘utanç müzesi’ olmasını istiyoruz, ama bunu ‘insan hakları müzesi’ yapacağız diyerek sulandırıyorlar. Zorunlu din derslerinin kaldırılması talebimizi ‘Alevilik dersi’yle geçiştiriyorlar. Dergâhlarımızın bize teslim edilmesi talebimizi de tekke ve zaviyelerin kapatılması yasasına dayandırarak reddediyorlar. Bu biçimiyle bir açılımın sonuç getirmesi mümkün değil.”

Meselenin konuşulması gerektiğini belirten Erçe, “Biz görüşmeye, müzakereye açığız. Alevilerle devletin özgün bir masada oturup tüm meseleleri konuşması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak bu biçimiyle meramımızı daha net anlatabiliriz” ifadelerini kullandı.

    En az 10 karakter gerekli
    Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


    HIZLI YORUM YAP